ABD’den Türkiye’ye uçak gemili baskı

Gündem

ABD, USS Harry S. Truman adlı uçak gemisini Kuzey Ege’ye gönderdiğini duyurdu. Gemiden kalkan F-18’lerin Romanya üzerinde uçuş yaptığı bildirildi. Uzmanlar, bunun hava sahasını Rusya’ya kapatmayan Türkiye’ye bir baskı unsuru olduğu görüşünde…

TEVFİK KADAN

ABD’nin USS Harry S. Truman uçak gemisinin, Rusya’nın Ukrayna operasyonu nedeniyle Ege Denizi’nde konuşlandığı açıklandı. Gemideki jetlerin, Ukrayna’daki tansiyonun yükselmesi halinde uçuş operasyonları gerçekleştirmek amacıyla Ege Denizi’nin kuzeyinde hareket halinde olduğu belirtildi.

CNN’nin haberine göre, Ege Denizi’nin kuzeyinde konuşlanan ABD gemisinin çalışma yerinin rutin bölgesinden farklı olduğu kaydedildi. CNN’nin görüştüğü bir yetkili, Ukrayna’daki tansiyonun daha da artması halinde Karadeniz’e daha fazla savaş uçağı gönderileceğini belirtip, “Rusya, Türkiye’nin boğazlarından geçmeye çalışırsa ve Türkiye NATO’dan destek isterse, o zaman uçak gemisi Karadeniz ve Çanakkale Boğazı üzerindeki hava devriyeleri için kullanılabilir.” dedi.

USS Truman uçak gemisine bağlı savaş uçaklarının, NATO’nun varlığını ve kararlılık gösterme görevlerinin bir parçası olarak Romanya üzerinde uçtuğu bildirildi. Gemiye Kuzey Ege’de USS San Jacinto kruvazörü eşlik ediyor. Ayrıca Ege Denizi’nde beş tane daha ABD savaş gemisi ve bir adet Norveç gemisi olduğu açıklandı.

DOKTRİNE AYKIRI

Uzmanlar, bir uçak gemisinin 3 binden fazla ada, adacık ve kayalığın bulunduğu, yoğun gemi trafiğinin yaşandığı ve pek çok dar geçiş ile sığ sulara sahip Ege Denizi’ne girmesinin, geminin kullanım doktrinine aykırı olduğunu belirtti. Bu durumu, hava sahasını Rusya’ya kapatmayan Türkiye’ye bir baskı unsuru olarak yorumlayan uzmanlar, Yunanistan’ın da Avrupa Birliği toplantısında böyle bir talebi gündeme getirdiğini hatırlattı.

Bu uçak gemisinin Rusya’ya ciddi bir tehdit oluşturması durumunda, geminin Girit geçitlerinde Rus denizaltılarıyla yüzleşmek zorunda kalabileceği kaydedildi. ABD uçak gemisinin böylesi riskli bir konumda bulunmasının, askeri değil siyasi hedefli olduğu belirtiliyor. Diğer yandan Fransız uçak gemisi Charles de Gaulle’nin de Girit’in güneyinde bulunduğu bildirildi. Rusların 20 parçalık filosunun ise Tartus-Kıbrıs arasında dolaştığı kaydedildi.

MONTRÖ İŞLETİLDİ

Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. Maddesi gereğince savaşan taraflara (Rusya-Ukrayna) boğaz geçişlerini kapatmıştı. Ardından 4 Rus gemisi Karadeniz’e girmek için talepte bulunurken, bunların 3’ü Rusya’nın Karadeniz Filosu’na bağlı olmadığı gerekçesiyle geri çevrilmiş, bir tanesine ise izin verilmişti. Montrö’deki istisnai maddeye göre gemiler, savaş durumunda dahi bağlama limanlarına geri dönebiliyorlar.

SARATOGA SALDIRISINI HATIRLATTI

ABD uçak gemisinin Ege’ye gelişi, yıllar önce yine Ege’de yaşanan bir ABD saldırısını akıllara getirdi.

Soğuk Savaş’ın bittiği yıllardı… Sovyetler Birliği dağılmış, ABD tek küresel güç olarak rakipsiz kalmıştı. Fukuyama’ya göre ‘Tarihin Sonu’ gelmiş, liberalizm nihai zafer kazanmıştı. Artık yeni bir dünya düzeni kurulmalıydı. ABD için dönem, ‘demokrasi’ götürme dönemiydi.

Türkiye’deki iktidar da Atlantik’in hayallerini paylaşıyor, ‘bir koyup üç alacağını’ söyleyen Özal ABD’nin yanında Irak’a girmek istiyordu. Türk Silahlı Kevvetleri ise direnç gösterdi. Plana şerh koyan Torumtay Paşa’nın istifası, ordunun tavrını gözler önüne serdi. Artık ABD’nin büyük bir sorunu vardı. Bu dönemde ABD, Türkiye’den Basra Körfezi’nde oluşturulan koalisyon kuvvetlerine destek vermesini istedi. Konu TBMM’nin gündemine geldi, ancak Irak’la ilişkiler düşünülerek bölgeye gemi gönderilmedi. Üstüne iki de ABD helikopteri düşürülünce, ipler iyice gerildi…

Basra’ya gemi göndermeyen Türkiye, Ege’deki Saroz Körfezi’nde ise bir NATO tatbikatına TCG Muavenet muhribiyle iştirak etti. Tarih 2 Ekim 1992, gece saat 23.00 sularıydı. ABD uçak gemisi USS Saratoga’dan ateşlenen iki adet Sea Sparrow füzesi, TCG Muavenet’i köprüüstünden vurdu. Saldırıda gemi komutanımız Yarbay Kudret Güngör de olmak üzere beş kahraman denizcimiz şehit oldu, 22 denizcimiz yaralandı. Haberi ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Eagleburger, Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir’e şu sözlerle verdi: “Geminizi batırdık, özür dileriz.”

Saldırının ardından ABD bunun bir kaza olduğunu, füzeleri ateşleyen subayın sarhoş olduğunu iddia etti. Halbuki bir Sea Sparrow füzesi öyle kaza ile ateşlenemezdi. 6 farklı emniyet safhası aşılacak, gemi komutanından izin alınacaktı. Ve bu işlemler farklı odalardan yapılmalıydı.

Daha vahimi ise Sea Sparrow bir hava savunma füzesiydi. “Fire and Forget” değildi. Füze ateşlendikten sonra hedefini vurabilmesi için bilgiye ihtiyacı vardı. SASS modunda ateşlenmesi için hedef aydınlatılmalıydı. Üstelik ikisi de tam isabet almıştı. Büyük operasyon olduğu açıktı.

Aslında ABD’nin mesajı netti: Türkiye’den hizaya girmesi, yeni dünya düzenine ayak uydurması, Barzanistan’a ses çıkarmaması isteniyordu. Fakat şeytanın kendisi bu… Onu da yeterli görmeyip bir taşla ikinci kuşu vurmanın da hesabını yapmıştı.

O yıllarda Türk savunma sanayii giderek serpilmeye başlamıştı. Deniz Kuvvetleri, resmi kanalla ABD’den yeni gemi almak istemediğini bildirmiş, kendi gemisini yapma fikrini ortaya atmıştı. ABD, Muavenet olayını fırsat bildi, tazminat olarak Knox sınıfı 8 adet fırkateyn vereceğini söyledi. Knox’lar Türkiye’ye gelince de milli gemi yapma projesi rafa kalktı. Ta ki 2003’te Özden Örnek o projeyi raftan indirene dek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.